Size en uygun kategori seçimi yapın ve hemen üyeliksiz iletişime geçin ya da kendi ilanlarınızı oluşturun...

Ağrı Yerel Tarihi - Ağrı - Arkadaş Arıyorum

Ağrı Yerel Tarihi

Ağrı ilinin tarihi, Paleolitik Çağa kadar uzanmaktadır. Daha geç dönemlerde bu bölge ile Mezopotamya arasında kültürel ilişkiler olduğunu gösteren Tunç Çağı araç gereçleri bulunmuştur. Ağrı ve çevresine yerleşen en eski topluluklardan biri Hurrilerdir. M.Ö. 14. yüzyılda Hititlerin Doğu Anadolu Bölgesindeki etkinliklerini yitirmeleriyle ortaya çıkan Hurrilerden sonra yöre Urartu, Pers, Makedon, Roma ve Bizans hâkimiyetine girmiştir. M.S. 7. yy. ortalarında Arapların eline geçen ve stratejik konumu nedeniyle istilalara uğrayan Ağrıyı 11. yüzyılda Selçuklular egemenlikleri altına almışlardır. Selçukluların aralıklarla süren egemenlikleri Moğol akınlarıyla son bulmuştur. Sonradan İlhanlılar, Celayirliler, Karakoyunlular, Akkoyunlular, Safeviler ve Osmanlı İmparatorluğu egemenliğine girmiştir. I. Dünya Savaşında Ruslar tarafından işgal edilen bölge, 1921 yılında yapılan Kars Antlaşması ile Türkiye ye iade edilmiştir.

Nüfus: 437.093 (1990)
İl Trafik No: 04
1650 metre yüksekliğindeki bir yaylada yer alan Ağrı, ismini yanında heybetle görünen dağdan almaktadır. Türkiye’ye en tepeden bakabileceğiniz ve doğuya açılan kapısı Ağrı, tarih boyunca çok sayıda kavim ve medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Ağrı ili, yazın dağcılık ve doğa yürüyüşüne, kış mevsiminde kayak sporuna elverişli parkurlara sahip efsanevi dağı ile doğunun turizm merkezleri arasındadır.

İLÇELER:
Ağrı ilinin ilçeleri; Diyadin, Doğubayazıt, Eleşkirt, Hamur, Patnos, Taşlıçay ve Tutak’tır.
Diyadin: Merkez ilçenin doğusunda, Erzurum – İran yolunun 50. kilometresinde 7 km.lik bir yol ile bu yola bağlanmıştır. Murat nehri kıyısında yer alan kaplıcaları ile ünlüdür. Diyadin Kaplıcaların suları cilt, romatizma, adale ağrıları için şifalı sulardır.

Doğubayazıt: İl merkezinin 93 km. doğusunda, Erzurum – İran yolu üzerindeki İlçenin en önemli tarihi eseri İshak Paşa Sarayı’dır. Balık Gölü ve Ağrı Dağı yamacındaki Meteor çukuru, ilçenin ilgi çeken diğer değerleridir.

Eleşkirt: 1998 yılında İlçeye, Güneykaya mevkiinde kayak turizmine yönelik tesisler yaptırılmıştır.

Hamur: İl merkezine 15 km. güneyinde yer alan İlçenin başlıca tarihi eserleri Selçuklulardan kalma Havaran Kalesi ve Mahmut Paşa Kümbetidir.

Patnos: İlçe Ekonomisine canlılık getirecek sergi, fuar, panayır gibi etkinlikler yapılmamaktadır. Turizm açısından da art bölgede yer aldığı için herhangi bir faaliyet yoktur. Aynı zamanda turistlerin ilgilenebilecekleri yeterli bir tarihi ve doğal güzellikleri bulunmamaktadır. Mevcut eserler ise doğa ve insan tahribatı nedeniyle gözle görülebilir özelliklerini kaybetmiştir.

Taşlıçay: Ağrı ilinin orta kısmında bulunan Taşlıçay ilçesinin kuzey ve güneyinde bulunan 2000 m yükseklikteki dağlar,orta bölümde Murat Vadisi ile ayrılır.Arazi volkaniktir,en yüksek noktası Güneydeki Aladağ üzerinde bulunan Koçbaşı tepesidir.

Tutak: Deniz seviyesinden 1535 metre yükseklikteki ilçenin alanı 1562 Km². dir. Yörenin toprakları yüksek yayla karakterinde ve oldukça engebelidir.

Ağrı’nın Gezilicek Yerleri
GEZİLECEK YERLER


Ağrı – Ağrı Dağı

Türkiye’nin en büyük dağı olan Ağrı Dağı jeolojik konumu ve Büyük Tufandan sonra Nuh’un gemisine ev sahipliği yapması dolayısıyla efsanevi özelliği olan bir dağdır. Kutsal kitaplarda da adı geçen Ağrı Dağının farklı dillerde bir çok ismi vardır. Başlıcaları, Ararat, Kuh – i Nuh, Cebel ül Haristir.

Marco Polonun hiç bir zaman çıkılamayacak dediği Dağa ilk tırmanışı, kayıtlara göre 9 Ekim 1829 yılında Prof. Frederik Von Parat tarafından gerçekleştirildi. İkinci kış tırmanışı ise ilk tırmanıştan çok sonra 21 Şubat 1970′ de Dağcılık Federasyonu eski başkanlarından Dr. Bozkurt Ergör tarafından gerçekleştirildi. 1980’li yıllarda binlerce dağcı Ağrı Dağını ziyaret etti. Ağrıya tırmanışa 1990 yılında yasaklandı.1998 de Dağcılık Federasyonunun bir grup dağcıya izin vermesiyle bu yasak kaldırıldı.

Yükseklik 5165 m.
Konumu Doğu Anadolu’da İran sınırları yakınında yükselir. (Aras-Murat Nehirleri arası)
Tırmanış Zamanı Tırmanışlar İçin En Uygun Zaman Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarıdır. Kış tırmanışları zorlu ancak zevklidir.

Özellikleri Ağrı dağı(5165 m.), Anadolu Yarımadası ve Avrupa’nın en yüksek doruğudur. 4000 metreye kadar bazalt daha sonra sonraki yükseklikte andezit lavlarından oluşarak volkanik bir dağ özellikleri gösterir. Dağın doruğunda bir örtü buzulu vardır. Doğu yüzünde Serdarbulak yaylası ve 3896 m. yükseklikteki Küçük Ağrı Dağı yer alır. Ağrı dağı yüksekliği, buzulları, insanları, değişik yapısal görünümleri, kar sınırına kadar kaplı otlukları ve dağ çayırları ile ilginç ve çekici bir görünüme sahiptir.

Ulaşım ve Konaklama Trabzon-Erzurum-Tahran Uluslararası kara yolları Ağrı eteklerini dolanarak İran’a uzanır. Ankara-Erzurum arasında düzenli olarak hava, demir ve karayolu bağlantısı mevcuttur.

Dağa en yakın merkez Doğubeyazıt’tır. Buraya Ağrı ve Erzurum’dan ulaşmak mümkündür. Kent ve çevresinde konaklama ve lokanta tesisleri vardır.

Tırmanışlar
Malzemeler Krampon, İp (11 mm), Buz Kazması, Emniyet Malzemeleri (Perlon, Buz Burgusu vb)

Yaz çıkışlarında (-5, -10 ºC’ye) dayanaklı uyku tulumu, anorak, rüzgarlık, diğer kamp malzemeleri ile gerekli ihtiyaçlar, Dağcıların çıkışları izne tabi olan Ağrı ve Küçük Ağrı dağlarına tırmanışlarında şu noktalarından hareket etmeleri zorunludur.

* Ağrı dağına çıkışlar Doğubeyazıt – Topçatan köyü – Eli Çiftliği güzergahından olmak şartıyla yalnızca dağın Doğubeyazıt sınırları içinde kalan cephesinden yapılmaktadır.

* Küçük Ağrı Dağına ise yalnızca kuzeybatı güzergahından çıkış yapılmaktadır. Ağrı Dağı doruğuna tırmanmak için haberleşme, taşıma güvenlik ve tırmanma açısından en rahat ve sık kullanılan rota güney rotasıdır.

* Doğubeyazıt’ta konaklayan dağcılar tırmanış için gerekli hazırlıkları burada tamamlayarak oto mobil ile Eli köyüne ulaşırlar. Burada su ikmali yapıldıktan sonra 7-8 saatlik bir yürüyüşle 2800 m. yükseklikteki ilk kamp yerine varılır ve burada geceleme yapılır. 2. gün 4-6 saatlik bir tırmanışla 4200 m. dolaylarında ikinci kamp yerine ulaşılır. Doruk tırmanışı için krampon, buz kayması ve ip alınması zorunludur. 8-10 saatlik tırmanışla doruğa ulaşılır ve birinci kamp yeri olan 2800 m. ye dönüş yapılır.

Ağrı – Bubi Dağı
Doğu Anadolu Bölgesi, Ağrı ili sınırları içinde yer alan Kayak Merkezi Ağrı şehir merkezine 18 km. mesafedeki Bubi dağında kurulmuştur.

Ulaşım: Ankara ve İstanbul’dan haftanın belirli günlerinde uçak seferleri bulunmaktadır. 18 km. uzaklığındaki şehir merkezine ulaşım, özel araçlarla mümkündür.

Coğrafya: Karasal iklimin hüküm sürdüğü kayak merkezinde kayak için en uygun sezon Aralık-Nisan aylarıdır. Alpin Çayırlarla kaplı merkezde, kayak mevsiminde kar yüksekliği 1-2 metreyi bulmaktadır.

Konaklama ve Diğer Hizmetler: Ağrı il Özel İdare Müdürlüğüne ait bir kayak evi hizmete girmiştir. Merkezde 60 kişilik bir kafeterya bulunmaktadır.

Mekanik Tesisler ve Pistler: Kayak Merkezinde uzunluğu 1227 m. olan 600 kişi/saat kapasiteli teleski hizmet vermektedir. Ayrıca Ağrı’ya 45 km., Eleşkirt ilçesine 4 km. uzaklıkta, 4 kişilik iskemleli sökülebilir telesiyej tesisi daha yapılmıştır. Tesis uzunluğu 1650 m olup kapasitesi. 1000 kişi/saattir.

Ağrı Dağı
Türkiye’nin en yüksek dağı olan Ağrı Dağı (5165 m.) eskiden beri bilginlerin, dağcıların, serüvencilerin ilgisini çekmiş ve birçok hikaye, türkü ve efsaneye konu olmuştur.

İncil ve Tevrat’ta da adı geçen dağa, turizm açısından önemli bir konum kazandıran yaygın inanca göre; Nuh Peygamber zamanında yeryüzünü kötülükler kaplamıştır. İnsanlara bir ders vermek amacı ile Tanrı, Nuh’a bir gemi yapmasını emreder. 300 arşın boyunda, 50 arşın genişliğinde ve 30 arşın yüksekliğinde yapılacak gemiye, Nuh Peygamber, eşi, oğulları, oğullarının eşleri ile birlikte yeryüzünde bulunan bütün canlı türlerinden 7 erkek, 7 dişi, sürüngenlerden 2 erkek, 2 dişi, yeterli yiyecek de alarak binecektir. Nuh Peygamber, Tanrının emri doğrultusunda gemiyi yapar ve canlılarla beraber gemiye girer. 7 gün sonra 40 gün 40 gece süren tufan sonucunda gemidekilerin dışında kalan tüm canlılar yok olur. Suların çekilmesi ile gemi, Ağrı Dağı’na oturur ve içindeki canlılar sevinçle gemiden ayrılarak yeryüzüne dağılır. Bu; yönüyle dini açıdan çok özel olan dağ, düz bir arazide aniden yeryüzünden göğe doğru yükselen heybetli görünümü, yazın bile karlı dorukları, bitki örtüsü ve barındırdığı hayvan türleri ile etkileyicidir.

Nuh’un Gemisinin İzi
Türkiye-İran transit yoluna 3.5 km. uzaklıkta, Ağrı Dağı’nın güneyinde Telçeker ile Meşar köyleri arasında yer alan doğal bir anıttır. Bu anıt gemiye benzer bir siluettedir. Başta Amerikalı araştırmacı James Irwin olmak üzere birçok araştırmacı büyük tufandan sonra Nuh’un gemisinin buraya oturduğu yönündeki iddiaları araştırmak üzere kutsal geminin kalıntılarını bulmak için 1983 yılından itibaren çalışmalara girişmişlerdir. Kültür Bakanlığı gemi kütlesine benzeyen bu jeomorfolojik yapının “Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlığı” özelliği taşıması münasebetiyle 1987’de 3657 sayılı kararı ile burayı doğal SİT alanı ilan etmiştir.

Meteor Çukuru
Alaska’daki meteor çukurundan sonra dünyanın 2. büyük göktaşı çukurudur. Gürbulak Hudut Kapısı ile Sarıçavuş köyü arasında, İran sınırına 2 km. kadar mesafededir. 70-80 yıl önce düşen bir Göktaşı tarafından oluşturulan meteor çukuru 35 m. genişliğinde ve 60 m. derinliğindedir.

Müzeler
Ağrı İshak Paşa Sarayı
Doğubayazıt ilçesinin 5 km. doğusunda, bir tepe üzerine kurulan saray İstanbul Topkapı Sarayı’ndan sonra yapılmış sarayların en ünlüsüdür.

Osmanlı İmparatorluğu’nun Lale Devri?ndeki son büyük anıt yapısıdır. 18. yüzyıl Osmanlı mimarisinin en belirgin ve seçkin örneklerinden olduğu kadar, sanat tarihi yönünden de değeri büyüktür.

Saray binasının bulunduğu zemin, vadi yakası olduğundan, kayalık ve sert bir yerdir. Eski Beyazıt şehrinin merkezinde olmasına rağmen, bu yapının üç tarafı (kuzey, batı, güney) dik ve meyillidir. Sadece doğu tarafında müsait bir düzlük vardır. Sarayın giriş kapısı buradadır. Saray, kalelerin özelliğini kaybettiği, ateşli silahların bulunduğu bir çağda yapıldığından, doğu yönündeki tepelere karşı müdafaası zayıftır. Cümle kapısı savunma bakımından en zayıf noktasıdır. Cümle kapısı bölümü, İstanbul ve Anadolu’da kurulan saraylarınkinden farksız olup, taş işçiliği ve oymacılığı yönünden muntazamdır. Türklere özgü tarihi saray örneklerindendir. 366 odadan oluşan sarayın yapımına Çıldır Beyi Çolak Abdi Paşa tarafından 1685 yılında başlanmıştır. 1784 yılında saray iki avlu ve bu avluda bulunan yapılar topluluğundan meydana gelmiştir. Birinci avludaki yapıların bazıları yıkılmıştır. Dört tarafı yapılarla çevrili ikinci avlu dikdörtgen planlıdır. Girişe göre sağ tarafta selamlık ve onun arkasında haremlik vardır. Bunların sonunda cami ve türbe bulunmaktadır. Türbe Selçuklu kümbet mimarisi üslubunda inşa edilmiştir.

Mağaralar
Buz Mağarası:
Küçük Ağrı Dağı eteğinin bittiği düzlükte bulunmaktadır. Doğubayazıt-Gürbulak transit yolunda Hallaç köyü yolu sapağına 3 km. mesafededir. Örneğine çok az rastlanılabilecek doğal bir anıt durumundaki mağara toprağın 15-20 m. derinliğinde yer almakta olup 100 m. uzunluğa ve 50 m. genişliğe sahiptir. Mağara içinde insan büyüklüğünde buzdan dikitler yer almakta ve bu dikitler ışık altında farklı renklere bürünmektedir.

Meya Mağaraları: Diyadin’e 15 km. uzaklıkta bulunan, kayaların insan eliyle oyularak barınma, ibadet ve diğer yaşamsal faaliyetlerin gerçekleştirilmesi amacına yönelik olarak yapılmış mağaralardır. Eski bir yerleşim merkezi olan bu mağaralar bütün olarak ele alındığında adeta bir anıt kent niteliğinde olup, değişik inanç ve kültürlerin izlerini taşımaktadırlar. Oldukça geniş olan mağaralarda kilise ve mezar kalıntıları ve su kanalı bulunmaktadır. Tokluca Kalesi’nden yer altına inen merdivenler aracılığı ile bu mağaranın bağlantısı olduğu düşünülmektedir.

Kaleler
Tokluca Kalesi: Diyadin ilçesine 19 km. mesafede bulunan Tokluca köyünün hemen arkasındaki tepe üzerinde bulunmaktadır. 100-150 m. uzunluğunda bütün bir kaya kütlesi gibi duran kale 2 m. uzunluk ve genişliğindeki taşlardan yapılmıştır. Kalenin üstünde yer alan 3 m. genişliğindeki bir giriş deliğinden 30 basamaklı merdivenle kale içindeki sahanlığa inilmektedir. Bu sahanlıktan üç ayrı yeraltı tüneline açılan giriş kapıları ve merdivenler bulunmaktadır. Bu tünellerden birine 70 basamaklı, diğerine de 350 basamaklı merdivenle inilmekte olup bu tünellerin Meya Mağaraları’na ulaşmakta kullanıldığı tahmin edilmektedir.

Kan Kalesi: Tutak ilçesinin 15 km. batısında eski adıyla “Kalekule” denilen Dönertaş köyü yakınlarında bulunmaktadır. Hangi tarihte ve kimler tarafından yaptırıldığı bilinmeyen kale “Kale-i Hum” adıyla da bilinmektedir.

Doğubayazıt Kalesi: Eski Beyazıt’ın kuzey doğusundaki Belleburç denilen yerde, kayalar üzerinde, Doğubayazıt’ın 5 km. doğusundadır. Kaledeki Urartu mezarları ve antik çağlara ait kalıntılar, buranın antik kent olduğunu göstermektedir. Kaleyi inşa edenler ya da yapım tarihi ile ilgili bir bilgi bulunmamaktadır.

Diyadin Kalesi: Diyadin ilçe merkezinde Murat Nehri kıyısındaki kayalıklarda kurulmuş olan kale, Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sine göre Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan’ın oğlu Ziyaüddin tarafından yaptırılmıştır. Gerçekte ise, kullanılan malzemeler ve yapılış tarzı, Urartular tarafından inşa edildiğini göstermektedir. Akkoyunlu, Karakoyunlu ve Osmanlılar döneminde onarım görmüştür.

Havaran Kalesi: Hamur ilçe merkezinde bulunmaktadır. Hamur Deresi’nin üzerindeki kayalıklara kurulmuştur. Dereden yüksekliği 100 m. civarındadır. Selçuklu dönemine ait olan kale içinde cami, kalebeyi konağı, deve hanları ile kaleden 400 m. uzaklıkta ve kaleden daha yüksek bir tepe üzerinde gözetleme kulesi bulunmaktadır.

Şoşik Kalesi: Hamur ilçesine 35 km. uzaklıkta bulunan Karlıca köyündeki sarp kayalıklar üzerine kurulmuş bir kaledir. Kalenin ne zaman ve kimler tarafından yaptırıldığı kesin olarak bilinmemekle beraber Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinde kaleden “Azerbaycan Hükümdarı Ziyaüddin tarafından yaptırılmıştır” şeklinde bahsedilmektedir. Kale içerisinde ibadethane, hamam, gözetleme kulesi, zindanlar ile su kulesi bulunmaktadır. Kale Karakoyunlular zamanında tamir görmüştür.

Kız Kalesi: Şoşik Kalesi’nin 2 km. doğusundaki bir tepe üstünde yer alan kalenin Şoşik kalebeyinin kızı için yaptırıldığı rivayet edilmektedir.

Küpkıran (Harabe Göl) Kalesi: Ağrı il merkezinin 20 km. doğusunda yer alan Yukarı Küpkıran köyü ile Harabegöl köyü arasında bulunmaktadır. Büyük kesme taşlardan yapılmış mazgallı bir kaledir. Eski ve önemli bir yerleşim yeri olan Harabegöl köyünün depremler ve toprak kaymaları sonucunda batmasıyla oluşan çukura zamanla su dolması nedeniyle köyün yakınında bulanan kaleye bu ad verilmiştir.

Toprakkale: Eleşkirt ilçesinin 14 km. doğusunda Toprakkale köyünde bulunmaktadır. Urartulara ait olan kalenin tapınak ve yerleşim yerleri tamamen yok olmuş, günümüze ancak burç ve duvar kalıntıları kalmıştır.

Anzavur Kalesi: Patnos ilçesinin 2 km. kuzey batısındaki Anzavur Tepesinde bulunan kale, Urartu medeniyetine ait olup M.Ö. 8. yüzyılda yapılmıştır. Kalenin duvarları Urartu Kralı Menua, tapınak kısmı ise İşpuini tarafından inşa ettirilmiştir.

Cami, Kümbet ve Kiliseler
Beyazıt Eski Camisi (Cami-i Gevher Digar): Beyazıt Kalesi’nin güney eteğinde Birinci Selim tarafından yaptırıldığı kabul edilen camidir. Caminin yer aldığı vadi yamacı düzeltilerek duvar örülmek suretiyle düz bir platform oluşturulmuş ve üzerine bina inşa edilmiştir. Kesme taştan inşa edilen cami 15×15 m. boyutlarında kare planlı ve tek kubbelidir. Yapıda kahverengi, sarı ve beyaz renkte taşlar karışık bir biçimde kullanılmıştır. Caminin giriş kapısı, beden duvarları, mihrabı, son cemaat yeri duvar payları, kubbeye geçiş sistemleri duvarlardaki kemerler, pencereler ve minare estetik bir sadelikte yapılmıştır.

Toprakkale Camisi: Toprakkale köyünde 1684 tarihinde Mirza Bin Adbi Paşa’nın yaptırdığı camidir. Höyüğün güney yamacındadır.

Sürmeli Mehmet Paşa Türbesi: Hamur ilçesi merkezinde olup, Osmanlı döneminde inşa edilmiştir. Beyaz, yumuşak taştan yapılan kümbetin duvarlarında iki sıralı kırmızı taştan kuşak mevcuttur.

Üç Kümbetler:
Üç kümbetlerden birisi Patnos ilçesine 2 km. mesafede olan Ziyaret, ikincisi Süphan Dağı eteğindeki Taşkıran, üçüncüsü de Dedeli bucağının Acım köyündedir.

Hamur Kümbeti: Hamur ilçe merkezinin kuzeydoğusunda, Ağrı-Van yoluna 300 m. uzaklıktadır. Selçuklu kümbetlerinden ayrı bir mimari tarzda, altı (gövde kısmı) dikdörtgen, üstü balık sırtı biçimindedir. Kümbetin 18. yüzyılda İshak Paşa’nın torunlarından İbrahim Paşa tarafından yapıldığı söylenmektedir.

Karagöz Kilisesi: Tutak ilçesinin 26 km. batısındaki Dayıpınarı köyü yakınında kayalar oyulmak suretiyle yapılmış bir yeraltı kilisesidir.

Üç Kilise: E-23 karayolunun hemen güneyinde olan Taşlıcay ilçe merkezine 18 km. uzaklıktaki Taşteker köyündedir.

Termal Merkezler
Termal merkezler yönünden oldukça zengin olan Ağrı’nın Diyadin ilçesinde Yılanlı, Davut ve Köprü kaplıcaları bulunmaktadır. Suları romatizma ve deri hastalıklarına iyi gelmektedir. İlçenin girişinde 3 yıldızlı bir termal otel bulunmaktadır.

Dambat Çermiği ve Maden Suyu: Ağrı’ya 5 km. uzaklıktaki Yolluyazı (Dambat) köyünde, Murat Nehri’nin kıyısındadır. Yerden fışkıran su kükürtlüdür. Yara, çıban, sivilce gibi deri hastalıkları ve romatizma için şifalıdır.

Diyadin Kaplıcaları: Diyadin ilçesinin 5 km. güneyindedir. Köprü, Yılanlı ve Davut adlarını alan üç sıcak su kaynağından oluşmaktadır. Deri hastalıkları ile enfeksiyonlara bağlı romatizmal hastalıklara iyi geldiği bilinmektedir. Kaplıcalar Diyadin’in 7 km. güneyindedir. Sezon süresince devamlı dolmuş seferleri yapılan kaplıcalarda 150 yatak kapasiteli turistik bir otel bulunmaktadır.

Kuş Gözlem Alanı
Sarısu Ovası
Doğubeyazıt Sazlığı

İshak Paşa Sarayı – AĞRI

şehit düşen Türk askerleri için dikilmiş anıt ile Rus Çarı Nikola için yaptırılmış olan av köşkü görülmeye değerdir. İlçe aynı zamanda tüm yörenin kış sporları merkezidir.
Ağrı ve Nuh?un Gemisi. Ağrı ili İran transit yolu üze-rinde, denizden 1.640 m. yükseklikte kurulmuştur.

AĞRI HAMUR

Hamur ilçesi, merkez ilçenin güneyinde ve il merkezinden 15 km uzaklıktadır. 2000 nüfus sayımına göre şehir nüfusu 4.265, köy nüfusu 17.530, köylerle birlikte toplam nüfusu 21.795, yüzölçümü 898 km2 ve nüfus yoğunluğu ise km2 başına 24 kişidir. İlçe nüfusunun büyük çoğunluğu kırsal alanlarda yerleşmiştir. İlçe ekonomisinde hayvancılık ön plan gelmektedir. Hamur Belediyesi 1958?de kurulmuştur. İmar Planı 1968?de yapılmıştır.
İlçenin doğusunda Taşlıçay, batısında Tutak, kuzeyinde merkez ilçe, güneyinde ise Patnos bulunmaktadır.
Hamur?a bağlu 45 köy vardır. Köyler çoğunlukla ilçenin güney bölgesinde engebeli araziler üzerinde kurulmuştur. İlçenin güneyinde Aladağlar sıra halinde uzanmakta, batısından ise Murat Nehri geçmektedir.
Selçuklulardan kalma Havaran Kalesi ve Mahmutpaşa Kümbeti ilçenin başlıca tarihi eserleridir.
Hamur, yaz mevsiminde önemli tabii güzellikler arzetmekte ve bir mesire yeri olmaktadır. İlçe merkezinde bir sağlık ocağı bulunmakta, evler ise genellikle taştan ve tek katlıdır. İl merkezine yakın olmasına rağmen ilçenin gelişmesi çok yavaş olmakta, Ağrı-Van yolu üzerinde bulunması sebebiyle ulaşımı çok kolay olmaktadır.

AĞRI GELENEKSEL EL SANATLARI

a) Halı ve Kilim Dokumacılığı:

Ağrı?da kış şartlarının ağır geçmesi nedeniyle yüne dayalı dokumacılık genellikle bu aylarda el tezgahlarında geleneğe bağlı olarak devam eder.Kilimin halk arasındaki adı yemenidir. Kilim ve halı dokumacılığı Ağrı?daki el sanatlarının en önemlileridir.Halı,yastık,heybe,yün çorap ve kazak,tiftik eldiven,çorap ve papak ?da yün ve öremeye dayalı el sanatlarındandır.
Hayvancılığın yaygın ve egemen olduğu ilde Morkaraman ırkı koyunların yünlerinden elde edilen iplik bir çok işlemden geçirildikten sonra ev tezgahlarında dokunacak duruma getirilir.En iyi iplikler bu Karaman cinsi koyunlardan elde edilmektedir.
Kurs ve halıcılık atölyeleri hariç Ağrı?da halı ve kilimler ekseri mengenesiz dik döner yer tezgahlarında dokunur.

b) Yün Kazak ve Yün Çoraplar:

Yerli ırk koyunların yününden örülen kazak ve çoraplar sanat değeri taşıyan bir özelliğe sahiptir. Bu kazaklar ve çoraplar tezgahlarda yapılmayıp elde yapıldıkları için oldukça sağlam ve güzel motiflerle süslüdür. Çorapların parmak uçlarında geleneksel halı ve kilim motifleri kullanılır.Diğer motifler örgü şekliyle ortaya çıkarılır. Yünden ayrıca eldiven ve papak?ta örülür. Bunların beyaz renkli olanları daha fazla tercih edilir.
c)Tiftik Papak ve Tiftik Çoraplar:

Keçilerden taranarak elde edilen tiftik özel işleyiş biçimleriyle giyim eşyası olarak değerlendirilir. Elde edilen tiftik yıkanıp temizlendikten sonra taranır. Teşi adı verilen eğirme aletiyle eğrilip iplik haline getirilir.Tiftik giyecekler el örgü şişleriyle örülür.Örüldükten sonra sıcak ekmek arasına baskıya bırakılarak yumuşatılır. Tiftik giyeceklerin kabartılıp saçaklandırılması bu yöntemle yapılır. Tiftikten kazak , atkı ve eldivende yapılır.Tiftik çoraplar dize kadar uzandığından dizleme de denilir.Dizlemenin üzerine değişik halı ve kilim motifler işlenir.
d)Üzerlik veya Nazarlık:

El sanatlarıyla ilgili olarak halkın üzerlik veya nazarlık olarak tabir ettiği üzerlik, üzerlik otu tanelerinin ipliklere dizilerek geometrik şekiller verilen bir süs eşyası olduğu gibi inanç bakımından da kültürel değerler taşımaktadır.Halk inanışına göre üzerlik muska ve mavi boncuktan sonra nazardan iyi
koruyan eşyadır. Üzerlik otu bulunmayan yerlerde arpa ve mısır taneleri boyanarak kuşburnu kızardıktan
sonra toplanıp yapılır.Üzerine nazar boncuğu takılır.Özellikle Doğubayazıt?ta yetişen ve burada yapılan üzerlik köy odalarındaki duvarların başlıca süsüdür.
e) Buğday ve Çavdar Sapından Yapılan Eşyalar:

olgun hale gelmiş buğday sapları başaklarından temizlenerek ıslatılıp yumuşatılarak örmeye elverişli hale getirilir. Ağrılı kadın ve kızlar bunlardan çanta, sepet, çay tepsileri ve çocuk şapkaları yapmaktadırlar.Ayrıca bunlar güzel renkler boyanıp motiflerle süslendiği zaman turistlerin ilgisini çekmektedir.
f) Keçe Yapımı:

Keçecilik Ağrı?da hayvancılığa bağlı olarak gelişmiş diğer bir el sanatı koludur.Genellikle kuzu yününden yapılan keçeler,yünün hallaç taraklarından geçirilmesinden sonra özel yöntem ve tekniklerle sıkıştırılmasıyla elde edilir.Keçelerin üzerine renkli yünlerden desen yapılır. Keçeler kırsal kesimde yaşayan ve hayvancılıkla uğraşan Ağrı halkının kullandığı bir yazgıdır.Köylüler kendi koyun ve kuzularından ürettikleri yünleri keçecilere götürerek ihtiyaçları olan keçeleri yaptırırlar. Keçeler sıcak tutması yönüyle bilhassa yaylalarda hayvancılıkla uğraşan halk için halı ve kilimden daha fazla bir önem taşır.Keçeden yazgı çoban başlığı, çoban kepeneği gibi eşyalar yapılır.Önemli bir ihtiyaç maddesi durumunda olan keçe ve keçecilik bölgede ticari bir meslek ve unsurdur.
3- HALK MÜZİĞİ

Ağrıda Halk müziği geleneksel kültürün önemli bir parçasıdır. Halk müziği oyunlara paralel olarak gelişmektedir. Halk müziği denince düğün türküleri ve halk oyunları akla gelir.Kullanılan belli başlı halk müziği araçları Davul,zurna,kaval, tef, tulum, gayda, düdük ve bağlama?dır. Türküler konusunda en çok emeği geçen ve derleme yapan sanatçılar,başta İsmet ÖZTÜRK ve İsmet KOÇKAR olmak üzere Talat BAYDAR, Şinasi HATUNOĞLU,Burhan ÇAÇAN ve Ali Haydar GÜL?dür.
Ağrı Türkülerinin en yaygın olanları şunlardır.
Ağrı Dağından uçtum
Ağrı Dağı buzludur
Ağrı Dağının tipisine
Oy Eleşkirt
Konma Bülbül Konma
Eleşkirt?in Önü Ova
Murat Neden Bulanık akar
Küpkıran Ovaları


BAŞLICA ERKEK VE KADIN GİYSİLERİ

ERKEK GİYSİLERİ

1.Frenk gömleği
2.Yelek
3.Pantolon-Şalvar
4.Kaytan
5.Dizleme-Çorap
6.Çarık
7.Külah-Papak-Şapka
8.Köstek
9.Cepken
10.Kuşak

KADIN GİYSİLERİ

1.Entari
2.Yelek
3.Palaska
4.Önlük
5.Kolçak
6.Çorap
7.Kemerli Ayakkabı
8.Kefi-Hotoz-Eşarp
9.Şalvar
10.Cepken

AĞRI YAPMADAN DÖNME

İshak Paşa Sarayı’nı görmeden,

Dağcılar için, Türkiye ve Avrupa’nın en yüksek dağı olan Ağrı Dağına çıkmadan, (izin almayı unutmayın)

Abdigör Köftesini tatmadan,

Kış ayları için bir kaç çift tiftik eldiven ve çorap almadan .

Doğal Yapı
Ağrı il topraklarının hemen hemen yarisi dağlık alanlardan oluşur. İlin kuzey sınırı boyunca uzanan Aras Dağları, birçok tepesi­nin yüksekliği 3.000 metreyi aşan uzun bir sıradağdır. Bu tepelerden en önemlileri Ağrı Dağı, Perili Dağ. Aşağı Dağ ve Köse Dağı dır. Sıradağların doğu ucunda yükselen Ağrı Dağı kütlesi. Küçük ve Büyük Ağrı olarak adlandırılan iki volkanik koniden oluşur.

Ağrı İline İlişkin bilgiler

* Yüz Ölçümü : 11.376 km2.
* Nüfus: 421.131 (1985).
* İl Trafik no: 04.
* İlçeler : Ağrı (merkez), Diyadin, Doğubeyazıt, Eleşkirt, Hamur, Patnos, Taşlıçay, Tutak.
* İlgi Çekici Yerler: ishak Paşa Sarayı; Balık Gölü; Sinek Yaylası; Ağrı Dağı; Tendürek Dağı; Meteor Çukuru; Doğubeyazıt Kalesi; Yeraltı Kilisesi; Diyadin Kaplıcaları; Aznavurtepe (Urartu Tepesi).

Güneyde Van sınırı boyunca uzanan Ala-dağlar ile Tendürek Dağı ilin öbür önemli engebeleridir. 3.542 metre yükseklikteki Tendürek Dağı tıpkı Ağrı Dağı gibi sönmüş bir yanardağdır. Gene de. büvük ve derin ana

krateri ile yamaçlarındaki çukurlardan zaman zaman su buharı ve gazların çıktığı görülür.
İl topraklarının yaklaşık üçte birini oluştu­ran yüksek ve eğimli ovalar yer yer otlaklarla kaplıdır. Bu ovaların en büyüğü kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzanan Eleşkirt-Karaköse Ovası’dır. Aladağlar’ın eteklerinden başlayan Patnos ve Diyadin ovalarının eğimli tabanı da kısa otlardan oluşan bir bitki örtüsüy­le kaplıdır. Doğubeyazıt Ovası Ağrı Dağı’nın güneyinden İran sınırına kadar uzanır.

Aladağlar’dan doğan ve Fırat’ın en uzun kolu olan Murat Irmağı, kuzey-kuzeybatı yönünde akarak Ağrı kenti yakınlarında bir­çok akarsuyla birleşir ve güneybatıya doğru yönelir. Aras Dağları’ndan doğan birçok akarsu Eleşkirt Ovası’nda Murat Irmağı’na katılır. Bunların en önemlisi, Eleşkirt Deresi ile Kopuzdere’nin birleşmesinden oluşan Şir­yan (Güzel) Çayı’dır. Taşlıçay ve Körçay Murat Irmağı’nın bu yöreden aldığı öteki önemli kollardır. Patnos Ovası’ndan geçen Sarısu da Murat Irmağı’na karışır. Doğubeya­zıt Ovası’m sulayan İncesu, Balıkgölü Deresi (ya da Balıkçayı) ve Girnevük Suyu (ya da Girne Deresi), bazı kesimlerde birleşerek sazlık ve bataklık alanlar oluşturur.

İlin başlıca gölleri Balık Gölü, Gölyüzü Gölü ve Saz Gölü’dür. Ağrı Dağı’nın yamaç­larındaki Sinek Yaylası’nda, 2.241 metre yük­seklikteki ormanlar arasında yer alan Balık Gölü, lavların bir akarsuyun önünü tıkamasıy-la oluşmuş doğal bir set gölüdür. Fazla sularını Balıkgölü Deresi’ne akıtan, 24 knr genişliğindeki bu tatlı su gölünde alabalık ve sazan boldur. Gölde ayrıca tarihsel kalıntıla­rın bulunduğu küçük bir ada vardır. Gölyüzü ve Saz gölleri ise Ağrı Dağı’nın güneybatı eteklerindeki çöküntü bölgesinde oluşmuştur.

Ağrı yöresi, Doğu Anadolu’da egemen olan karasal iklimin en sert geçtiği yerlerden biridir. Kış mevsimi çok uzun sürer, yoğun kar yağışı olur ve yağan kar aylarca erimez. Yılın 115 gününde toprak karla örtülü olduğu için köy yollarının çoğu kapanır ve ulaşım ancak kızaklarla sağlanır. Akarsu ve göllerin yüzeyi de yer yer donar. Türkiye’de bugüne kadar kaydedilen en düşük sıcaklık 20 Ocak 1972’de ?45,6°C ile Ağrı kentinde yaşanmış­tır. Dağlık alanlarda ilkbaharlar da soğuk, yazlar oldukça serin geçer. İlkbahar soğukla­rına halk arasında “ekin üşüten soğukları” denir. Buna karşılık ovalarda yaz mevsimi sıcak ve kuraktır. Yağmur en çok ilkbaharda yağar.

Ağrı ilinin bitki örtüsü yayla bozkırlarının hemen hemen bütün özelliklerini taşır. İl topraklarının üçte ikisini kaplayan ve yıl boyunca yeşilliğini koruyan geniş yayla otlak­ları hayvancılığın gelişmesinde önemli bir etkendir. En geniş otlakların yer aldığı Ala­dağlar’ın yaylalarından başka Sinek Yayla­sı’nda, Mirgemir, Çakmak, Pani, Davul ve Tendürek yaylalarında, ilin bütün hayvan varlığını besleyecek kadar zengin otlaklar bulunur.

Eskiden Anadolu’nun birçok yöresi gibi ormanlarla kaplı olan Ağrı ili, bugün otlakla­rının bolluğuna karşın orman varlığı açısından oldukça yoksuldur. Dağlık bölgelerde ağaçlık alanlara çok seyrek rastlanır. Sinek Yaylası otlakların yanı sıra orman örtüsünü de barın­dıran ender yaylalardan biridir. Ovalardaki otlakların yer yer tarlaya dönüştürülmesi ve orman örtüsünün yok olması toprak aşınma­sını hızlandırmıştır.

Tarih
Ağrı yöresine ilk insanların yerleşmesi ta­rihöncesi çağlara rastlar. Yontma Taş Dev-ri’nden (Paleolitik Çağ) kaldığı anlaşılan, taştan yapılmış araç ve gereçler yöredeki en eski tarihli buluntulardır. Ağrı Dağı’nın ku­zey eteklerindeki Gökçeali ve Yağcı höyükle­rinde ise Tunç Çağı’ndan kalan ve Mezopo­tamya ile kültürel bağı saptanan az sayıda araç-gereç bulunmuştur.

Asurlular’ın akınlarıyla iyice kuzeye çekile­rek İÖ 9.-6. yüzyıllar arasında Van ve Ağrı bölgesindeki topraklarıyla yetinmek zorunda kalan Urartular bu yörede kentler kurdular.

Patnos yakınındaki Aznavurtepe’de (Urartu Tepesi) ve Giriktepe’de 1961’de yapılan kazı­larla Urartu kentinin surları ve tapınak kalınuları ortaya çıkarıldı. Ağrı yöresi üç yüzyıl süren Urartu döneminden sonra Pers. Make­donya. Ermeni. Roma. Bizans ve Arap halk­larına. İÜ. yüzyıldan başlayarak da Türk topluluklarına yurt oldu. 11. yüzyılda Selçuk­luların egemenliğine giren. 13. yüzyılda Mo­ğol akınlarına uğrayan bu bölge sonradan İlhanlıların. Celayirliler’in. Timurlular’ın. Karakoyunlular’ın. Akkoyunlular’ın ve Safeviler’in sınırları içinde yer aldı. Yavuz Sultan Selim 1514’teki İran seferi sırasında bu top­rakları Osmanlı Devletine kattıysa da. padişahın istanbul’a dönmesinden sonra Safeviler vörede yeniden egemen oldular. Ağrı bölgesi ancak 1578de. Kanuni Sultan Süleyman dö­neminde kesin olarak Osmanlı topraklarına katıldı.

Daha önce 1828. 1854 ve 1877-78’de üç kez Çarlık Rusyasf nın işgaline uğramış olan Ağrı toprakları. I. Dünya Savaşı sırasında dördün­cü kez işgal edildi. 1917 Ekim Devrimi’nden sonra SSCB ile imzalanan Brest-Litovsk Ant­laşması’yla Sovyet işgali Nisan 1918″de kaldı­rıldı ve Ağrı 13 Ekim 1921’deki Kars Antlaş­ması’yla resmen Türkiye Cumhuriyeti toprak­larına katıldı.

Ekonomi
Ağrı ilinde tarıma elverişli alanlar az. buna karşılık otlaklar bol olduğu için halkın geçimi hayvancılığa dayanır. Kişi başına düşen hay­van sayısıyla Türkiye’nin bütün illerini geride bırakan Ağrı’da 2 milyonu aşkın koyun var­dır. Her yıl 15 Mayıs-15 Kasım tarihleri arasında il merkezinde canlı hayvan pazarı kurulur. Türkiye’nin İran, SSCB ve Kuveyt’e sattığı canlı hayvanların en büyük üreticisi de gene Ağrı ilidir.

İlin engebeli topraklarındaki kısıtlı alanlar­da buğday, arpa ve çavdar, akarsu çevrelerin­de şekerpancarı, patates, nohut ve meyve yetiştirilir. Sanayisi gelişmemiş olan ilde daha çok et ve süt gibi hayvansal ürünleri işleyen kuruluşlar, ayrıca yem, şeker ve un fabrikala­rı vardır.

Eleşkirt’te linyit, Ağrı kenti dolaylarında asbest (amyant) ve ponza taşı çıkarılır. Tutak ilçesindeki Perobey yöresinde bulunan tuz ocakları, yalnız Ağrı’nın değil çevre illerin de gereksinimini karşılar.

Toplum ve Kültür
Hayvancılıkla uğraşan Ağrılılar yaz aylarında hayvanlarını otlatmak için doğal otlakların bulunduğu yaylalara çıkarlar. Bazı yaylalarda yurtluk denen evlerde oturur, eğer yayla evleri yoksa kıl çadırlarda barınırlar. Yayla mevsiminde üretilen hayvansal ürünler Ağrı kentinde kurulan panayırda satılır.

Ağrı yöresinin erkek giyiminde Kafkas özellikleri görülür. Tiftikten örülen çorap, eldiven ve başlıklar, doğal kökboyalarla bo­yanmış yün halılar, çadır bezi ve yaygı olarak kullanılan keçi kılından dokumalar yöredeki el sanatlarının en güzel örnekleridir.

Doğubeyazıt yakınında, kayalıklar üstüne kurulmuş olan İshak Paşa Sarayı da Ağrı ilinin en önemli tarihsel yapısıdır. Selçuklu mimarisinin özelliklerini yansıtan ve surlarla çevrili olan bu yapı. saray, cami ve türbeden oluşur.
Son yıllarda Ağrı ilinde, doğal koşullar elverişli olduğu için kayak sporu, av hayvan­ları bol olduğu için de av turizmi gelişmek­tedir.

İl Merkezi: Ağrı
Ağrı kenti, Aras Dağlan’nın eteklerinde. Murat Irmağı ve kollarının oyduğu 1.650 metre yükseklikteki bir vadi üzerinde kurul­muştur. Eskiden Karaköse adıyla anılan bu kent Cumhuriyet döneminin başlarında Be­yazıt iline bağlı bir ilçe merkeziydi. 1927’de Karaköse ilçesi aynı adla il yapılınca kent de bu ilin merkezi oldu; Beyazıt ise ilçeye dönüştürülerek Doğubeyazıt adıyla bu yeni ile bağlandı. İlin ve il merkezinin adı 1938’de Ağrı olarak değiştirildi. Türkiye-İran karayo­lu Ağrı’dan geçer. Kentin iç bölgelerle demir­yolu bağlantısı da Erzurum’un Horasan ve Sarıkamış ilçeleri üzerinden sağlanır. Kentin nüfusu 54.492’dir (1985).

Ağrı Dağı. Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki Aras Dağlan’nın doğu ucunda, Türkiye-İran sınırı yakınında, sönmüş bir yanardağ kütlesi olan Ağrı Dağı yükselir. Ağrı il toprakları içinde kalan bu dağ, 5.137 metreye ulaşan doruğuyla Türkiye’nin en yüksek dağıdır. 2.687 metre yükseklikteki Serdarbulak Geçi­di. 1.200 knr’lik bir alanı kaplavan bu büvük Kütleyi ıkıdoruğa ayırır:kuzeyde 5.137 metrelik Büyük Ağrı (asıl Ağrı), güneyde 3.896 metrelik Küçük Ağrı dağları.

Yahudilerin kutsal kitabı olan Tevrat’taki Nuh efsanesinde “Ararat” adıyla Ağrı Dağı’ndan söz edilir ve bütün yeryüzünü suya boğan tufandan sonra Nuh’un gemisinin bu dağın doruğunda karaya oturduğu belirtilir. Ağrı Dağı’nın en eski adı olan bu Ararat sözcüğü. İÖ 9. yüzyılda bu bölgede egemenlik kurmuş olan Urartular’ın İbranice’deki adıdır. Türkler Anadolu’ya yer­leştikleri zaman bu dağa Eğri Dağ adını vermişler, bu ad zamanla Ağrı Dağı’na dö­nüşmüştür.

Ortaçağın ünlü İtalyan gezgini Marco Polo. Ağrı Dağı’nı tepesinden kar eksik olmayan ve gökyüzüne dimdik yükselen bir dağ olarak tanımlamıştır. Gerçekten de Ağrı Dağı bir­denbire yükselen kütlesiyle çok görkemli bir dağdır ve 4.000 metrenin üstündeki bölümleri vazın bile erimeyen karlarla kaplıdır. Hava puslu ve bulutlu olmadığı zaman dağın doru­ğu Ağrı. Van. Kars ve Bitlis’in yüksek yörele­rinden. SSCB ve İranın sınıra yakın yerlerin­den görülebilir. Ağrı Dağı’nın dik yamaçları doruktan eteklere kadar uzanan derin vadi­lerle yarılmıştır. Bunlardan en büyüğü ve en ünlüsü olan Cehennem Deresi’nin vadisi, akarken birdenbire donmuş bir dereyi andı­rır. Çünkü dağın tepesini bir takke gibi örten buzul oluşumu bu vadiye doğru sarkar. 10-12 knv’lik bir alanı kaplayan bu buzul Türkive’ nin en büyük buzuludur.

Dağın eteklerinde, yöre halkının “inek Vadisi” dediği yerde birçok mağara vardır. Yüzlerce hayvanın sığabileceği büyüklükteki bu mağaralar yaylaya çıkarılan hayvanlar için doğal barınak işlevi görür. Büyük Ağrı’da ardıç ve huş. Küçük Ağrı’da gürgen ağaçların­dan oluşan orman örtüsü oldukça seyrektir.

Ağrı Dağı birçok efsaneye konu olmuştur. Nuh’un gemisinin hâlâ dağın doruğunda ol­duğuna inananlardan başka Adem ile Havva’nın yaşadığı İrem Bağlan’nın da Ağrı Dağı’ nın kuzey eteklerinde olduğu öne sürülür. 20 Haziran 1840’ta dağdan kopan kayalar kuzeydoğu eteklerindeki bir köyü yerle bir ederek 1.600 kişinin ölümüne neden olmuştu. Çıkan gürültü ve toz bulutu nedeniyle bu olay bir patlamanın habercisi olarak yorumlandı; oysa Ağrı Dağı’nın bugüne kadar etkinlik gösterdiğine ilişkin hiçbir kayıt yoktur.

İlk kez 1829 Eylül’ünde Alman Johann Jacob von Parrot Ağrı Dağı’nın doruğuna ulaşmayı başarmıştır. Bugün Nuh’un gemisini arayanlar ya da dağcılık sporuyla uğraşanlar sık sık Ağrı Dağı’na tırmanırlar. Tırmanış için en uygun zaman ağustos ve eylül aylarıdır.

Ağrı İli Ülkenin en yüksek noktalarından birisidir. Doğu Anadolu Bölgesi’nin Yukarı Murat bölgesinde bulunmaktadır. Türkiye’nin En yüksek Dağı olan Ağrı Dağı’ndan adını almıştır. Ağrıda gezilecek yerler arasında İshak Paşa Sarayı, Balık Gölü, Sinek Yaylası, Ağrı Dağı, Tendürek Dağı, Doğubeyazıt Kalesi, Diyadin Kaplıcaları, Aznavurtepe bulunmaktadır. Ağrı İlinin ilçeleri Diyadin, Doğubeyazıt, Eleşkirt, Hamur, Patnos, Taşlıçay ve Tutak ilçeleridir.



Ağrı Yerel Tarihi - Yorum Gezi Arkadaş 6 Eylül 2015 23 Ocak 2017 — 12:16
Dikkat! Bu alanda göndermiş olduğunuz mesajlar tüm ziyaretçiler tarafından görüntülenebilir. Göndermiş olduğunuz mesajların toplum ve site kurallarına yakışır saygılı & seviyeli içerikler olmasına dikkat ediniz ...
Tüm mesaj içeriklerinin de ziyaretçiler tarafından görüntülenebileceği nedeni ile özel kimlik bilgisi ya da kötüye kullanımı mümkün olabilecek içeriklerinizi lütfen mesajlarınızda paylaşmayınız. Bu gibi içerikli mesajlar yapılan düzeli denetimler ve şikayetler yolu ile tespit edilerek yayından kaldırılmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Bu Arkadaşlık İlanına Benzer İlanlar